Türkçe’nin Avrupa Konseyi’nde Çalışma Dili Olmasının Gerekleri ve Etkileri Konulu Toplantı Boğaziçi Üniversitesi’nde Gerçekleştirildi

Boğaziçi Üniversitesi’nde 1 Nisan 2016’da gerçekleştirilen “Türkçe’nin Avrupa Konseyi’nde çalışma dili olmasının gerekleri ve etkileri” konulu toplantıya bizler de yaklaşık 20 TKTD üyesi, üye adayı ve aday adayı olarak katıldık.

12891653_908461962606836_5377082732688372542_o  12901063_908461952606837_7376509931025510577_o

130’u aşkın profesyonel konferans çevirmeni, akademisyen ve öğrencinin katıldığı toplantıda, hepimiz hem Sayın Doç.Dr. Gün Kut’tan, hem de Sayın Sally Bailey-Ravet’tan çok şey öğrendiğimiz gibi, her zaman vurguladığımız çalışma koşullarının, kefillerimizin çevirmenlerde aradığını belirttiğimiz özelliklerin uluslararası örgütlerde ne denli önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Bailey-Ravet’ın en çok üzerinde durduğu konu, verilen çeviri hizmetinin en yüksek kalitede olması gerektiğiydi. “En iyi kaliteyi sunamazsanız, delegeler, zaten çeviriyi anlamıyoruz, o zaman neden çevirmen tutalım, diye düşünerek, o dil için kabin açmaktan vazgeçebilir,” diyen Bailey-Ravet’ın konuşmasının bizce en çarpıcı mesajları şöyleydi:
– Ardıl çeviri bizim vitrinimiz. O yüzden ardıl çeviri becerilerinize önem verin.


– Bizim görevimiz mesleğimizin cazibesini sürdürmek; o yüzden de onu korumamız gerekiyor. Kabul edilemez çalışma koşullarını bir kez kabul ederseniz, mesleğin tamamına zarar vermiş olursunuz.
– Konferans çevirmeninin dört temel görevi var: Birincisi, kıdemi, deneyimi, özel hayatındaki koşullar ne olursa olsun, toplantılara hazırlanmalı (çünkü hazırlanmamak alamayacağınız kadar büyük bir risk). İkincisi, yetkin olmadığını düşündüğü işleri kabul etmemeli. Kabul edip başarısız olması, itibarını bir anda kaybetmesiyle sonuçlanabilir; oysa diğer türlü kendisine duyulan güveni pekiştirmiş olur. Üçüncüsü, çalışma koşulları (konuşmacının hızı, ses, sahnenin görünürlüğü vb.) işini iyi yapmasını engelliyorsa bunu mutlaka yetkili birine bildirmeli ve dinleyicilerini de bilgilendirmeli. İçeriği duymadan veya eksik çevirmesi toplantının akışını tamamıyla değiştirebilir (kendisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki duruşmaları buna örnek gösterdi). Son olarak, mesleki dayanışma göstermeli. Konferans çevirisi bir ekip işi; dinleyici o anda kimin çevirdiğini bilmeyecek, her zaman ekibi genel olarak değerlendirecektir. Bunu bilerek birbirimize destek olmamız gerekir.

Bize bunların hepsi çok tanıdık geldi:) (bkz. TKTD Çalışma Koşulları,www.tktd.org)

Bu toplantıyı düzenleyen ve bu kadar değerli konuşmacıları camiamızla buluşturan üyemiz sevgili Prof.Dr. Ebru Diriker’e çok teşekkür ederiz.