ÇİFT TERCÜMAN KURALI

Konferans tercümanları neden kabinde mutlaka en az iki kişi olmak zorundadır?

Bu soru bize sıkça sorulur. Özellikle de çift tercüman kullanmanın maliyeti karşısında ürken müşterilerimiz! Bu kuralın birbirine bağlı iki temel nedeni vardır: Çeviri kalitesini ve tercümanın sağlığını korumak. Şöyle açıklayalım:
Simültane çeviride konferans tercümanı birçok işlemi aynı anda yapmak zorundadır: Konuşmacıyı dinlemek/duymak; söyleneni anlamak/algılamak/cümleyi ve içeriğini analiz etmek; konuşmayı çevirmek, yani bu sözleri diğer dile aktarmak için en uygun cümleyi düşünmek ve kurmak, bunu yaparken de kullanılan özel terimlerin diğer dildeki uygun karşılıklarını düşünmek ve bulmak; konuşmacının cümlesini diğer dilde yüksek sesle tekrarlamak… bunu yaparken de bir sonraki cümleye aynı işlemleri uygulamak.

Üstelik tercüman, bu karmaşık işlemleri beyninde gerçekleştirmek için çok kısa bir süreye sahiptir: Simültane çeviri, adından da anlaşılabileceği gibi, “anında” yapılan bir çeviri olduğu için, konferans tercümanı konuşmacıyla aynı hızda gitmek zorundadır. Yani kürsüdeki konuşmacı önceden hazırladığı ya da kafasında tasarladığı bir içeriği aktarmakla yetinirken, konferans tercümanı aynı süre içinde, üstelik bir sonraki cümlede neler söyleneceğini de önceden bilmeden, beyninde birden fazla işlem gerçekleştirmektedir ve bunu yapmak için beyninin çeşitli bölgelerini çalıştırmaktadır.

Bu zor işi başarabilmenin koşullarından biri, çeviri sürecinde çok yoğun bir şekilde odaklanmaktır. Ancak insan beyninin bu yoğunlukta odaklanmayı sürdürebilmesinin biyolojik bir sınırı vardır. Bu süre genellikle 20 ila 30 dakika arasıdır.

Bu süreyi aşmaya başladığınızda beyin kapasitesini zorlamaya başlarsınız, beyin kimyasında bozulmalara neden olursunuz. Bu konuda yapılan tıbbi araştırmalar, aşırı odaklanmanın ve buna bağlı stresin bir dizi nörolojik, psişik ve kardiovasküler soruna yol açtığını saptamıştır.

Çalışma sürelerine (yarım saatte bir nöbet değiştirerek günde azami altı saat) riayet etmeyen konferans tercümanı, hem kısa, hem de orta ve uzun vadede sağlığını ciddi biçimde tehlikeye atmaktadır.

Kaldı ki, bu yoğunlukta bir odaklanmayı uzun süre aynı düzeyde sürdürmek olanaksızdır. Dolayısıyla çalışma sürelerine riayet etmeyen tercümanın çalışma kapasitesi de kısa süre düşer. Dikkatini toplayamayan tercüman, çeviri sırasında yaptığı işlemlerde hatalar yapmaya başlar, yetersiz kalır. Bazı cümleleri algılamakta zorlanmaya başlayıp atlamak zorunda kalır, doğru karşılıkları bulamamaya başlar ve bir süre sonra çeviriyi sürdüremez hale gelir. Özetle, kabinde çift çevirmen olması ve çalışma sürelerinin kısıtlı olması, simültane çevirinin başarılı olmasının da ön koşuludur. Bu kural, tercümanın sağlığını korumaya yönelik olduğu kadar, hizmet verdiği kişilerin (toplantıyı düzenleyenler ve çeviriyi dinleyenler) de hak ettikleri düzeyde bir çeviri hizmeti almalarını güvenceye alma amacını taşımaktadır. Benzer kısıtlamalar, aynı oranlarda odaklanmayı gerektiren tüm meslekler için (örneğin uçak pilotları için) geçerlidir. Profesyonelliğin gereği budur.